Derin Düşünme Problemi

“Cogito ergo sum.”

“Düşünüyorum öyleyse varım.”

Bu cümle, batı tarihinin en etkili modern düşünürlerinden Fransız filozof Rene Descartes’ın kendi kendisine sorduğu şu soruyla verdiği yanıttır;

“Dünyada kesinlikle emin olabileceğim bir şey var mı?”

Descartes, düşündü, düşündü ve batı Felsefesinin tartışılmaz en ünlü cümlesi haline gelen bu cümleyi kurdu. Ona göre sadece düşünmek gerçeğin bazı yönlerini içermek zorundaydı.

Descartes kendi gözlemlerine, duyguları yüzünden tamamen güvenemeyeceğini, aklının kendi kafasını ne kadar kolay karıştırabileceğini biliyordu. Fakat bu soruyu sorabilmesi öncelikle onun varlığının bir seviyede kanıtı olduğunu düşünüyordu. Düşüncelerinin tümünün doğru, yanlış, şüpheli veya belirsiz olmasından bağımsızca var olması bu mevcudiyeti kanıtlıyordu.

Bu kesinlikle kışkırtıcıydı. Sonraki 3 yüz yıl boyunca birçok filozof bu konuda kendi fikirlerini öne sürdü, kimi bu düşünceyi yıkmaya çalışırken kimisi de destekleyip Descartes’a hayranlığını bildirdi.

derin düşünmek

Sonunda ortaya “düşünme problemi” çıktı.

Bildiğimiz kadarıyla düşünmek üzerine düşünebilen tek canlı insandır. İnsan ne olduğunu, ne olmadığını düşünüp bunu yüksek bir farkındalıkla sorgulayabilir. Tabi bu Descartes gibi filozoflar için çetin bir meydan okuma ve Metafizik ve Epistemoloji gibi alt dallar ortaya çıkarıyordu. Çok azımız gerçekliğin ve bilginin doğası hakkında düşünmeye vakit harcıyor olsak da aynı düşünce döngülerine gündelik hayatlarımızda düşmüyor değiliz.

Bu içgüdüsel olarak derinlerde düşünebilme yeteneğimiz beynimizi cesaretlendirip ona daha da değer katıyor. Bize bir faydası olmasa dahi derinlerde düşünmeye proglanmış canlılarız. Aslında bu çoğu zaman kesin olarak düşüncelerimiz için daha net bir temel oluşturmamakla beraber bizi gerçeklikten uzaklaştırabilmektedir. Anlamamız ve çıkarım yapmamız gereken şeylerle pek alakalı olmayan şeyler düşünüp derinlerde netliği kaybedip kafamızı karıştırabiliyoruz.

Çoğu zaman derin düşünmek, açık düşünmenin karmaşıklaşmış halini oluşturur hale geliyor.

Gerçekliği iki farklı dünyaya ayırabiliriz.; gerçek, somut dünya ve görünmez dünya. Tabi bu ayrım oldukça kabaca ve çoğu zaman bu dünyalar birbiriyle örtüşmekte. Ama bu dünyaları kavramak adına bu şekilde kategorize etmek bize yardımcı olabilir.

Somut dünya görünürde olan, gördüğümüz, duyularımızla iletişim halinde olduğumuz şeydir. Görünmez dünya ise somut dünya görünüşüne derinlik ve bağlam ekleyen ve metafizik ve epistemolojinin bulunduğu yerdir.

Somut dünyayla iletişim kurmamızın amacı, çevremizi hissetmemize yardımcı olup yaşamımızı sürdürebilmemizi sağlamasıdır. Görünmez dünya ise bu somut dünyanın etkisini desteklemek için ikinci bir yoldur.

net görmek
Çoğumuzun düştüğü tuzak görünmez dünyayı gerçek dünyaya fazlasıyla empoze etmek bunun sonucu olarak da yaşadığımız gerçeği boyamak için kullandığımız duyu organlarımızla sağlanan netliğe gereksiz derinlik ve bağlam eklemektir.

Mutlu, etkili ve asgari karışıklıkta bir yaşam için ihtiyacımız olan şey somut dünyada açıkça düşünebilme yeteneğimizdir. Görünmez dünyayı ise yalnızca bu netliğie katkıda bulunmak için kullanıp ondan faydalanmalıyız. Günün sonunda ana hedefimiz, yaşamı anlamlı, hoş ve ilgi çekici hale getirmektir. Net düşünemediğimiz zaman nasıl doğru kararlar vermeyi bekleyebiliriz ki?

Derinliğin gücü yadsınamaz ama bunun yeri ve zamanı vardır. Ve bu derinliği kullanan Descartes ve diğer filozoflar bize çarpıcı bilgiler verdi. Eğer derin düşünceler kontrol edilmez ve yönetilmezse gücü bulunduğu alanın ötesine taşar.

Aslında dünyanın ihtiyacı olan, dünyada işe yarayan asıl şey netliktir. Ve bu netliğe, açıklığa yalnızca yeteri kadar eğitimle kavuşabiliriz.

Net düşünmek için aklı selim olmak şartken derin düşünen bir deli de olabilir.  N.Tesla

Geçtiğimiz her teğet keşfedilmeye değer ve aklımıza gelen her düşünce de dikkate değer değildir. Bazen tüm yaşamımız gerçekliğin açık ve basit parçalarını görmemize bağlı olabilir. Vizyonumuza ve gözlemlerimize derin düşünceler yoluyla daha fazla şey katmak yerine yararlı ve alaksız şeyleri birbirinden ayırmaya gayret göstermeliyiz. Tabi bu niyet ve uygulamayı yani düşünmeyi düşünmek ve ve yavaş yavaş farkındalığımızı geliştirmemizi gerektirir.

Bu kolay değildir ama keskin bir netlik çok şeyi değiştirecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Bu Alışkanlığı Ortadan Kaldırmazsanız Asla Gerçek Zaferler Kazanamazsınız

Cts Şub 17 , 2018
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramMuzaffer savaşçılar önce zaferi kazanır, sonra savaşa girer. Mağlup savaşçılar ise, önce savaşa girer, sonra zaferi kazanmaya çalışır. —Sun Tzu Uzun yıllar boyunca fark edemediğimiz şeyler vardır ve bunlar sayısız durumda bizi engeller. […]
zafer kazanmak

Bu Yazıları da Okumak İsteyebilirsin