Et Yemeyi Erkek Egemenliği Olarak Gören Ekofeminizm

Ekofeministler yaşanan kadın problemleriyle çevre sorunları arasında doğrudan ilişki kurarlar. Çevre sorunlarını kadın sorunları ile bir görürler.

Ekofeministler günümüzdeki kadın sorunlarının ve ekolojik problemlerin temelinin tarih öncesi toplumlardaki kadını ve yeryüzünü yücelten inancın yerini ataerkil dinlerin almasında yattığını kabul ederler. Eskiden toplumlarda hayatın kaynağıiyaşam veren ve her şeyi yaratan doğa tanrıçasına inanılıyordu. Bu toplumların ataerkil toplumlara göre daha adil, barışçı ve ekolojik bilinç adını verdiğimiz yeryüzüne saygı ve itinayla yaklaşılması gereğinin farkında olan toplumlardı.

ekofeminist doğa ana

Yeryüzünün yaşam verme ve yaşamı destekleme gücüne duyulan saygı, kadınlar ve beslenme, bakım, şefkat, şiddet karşıtlığı gibi kadınsı değerlerin, erkekler ve fethetmek, hükmetmek gibi eril değerler tarafından ikincil konuma itilmediği bir toplum yapısı vardı. Kadın bedenlerinde ortaya çıkan yaşam verme güçlerine en yüksek toplumsal değerler atfediliyordu.

Bu bakış açısını benimseyen Ekofeministler, kadın sorunlarının ve çevre sorunlarının çözümü için, kadının biyolojik ve psikolojik özelliklerini yücelten, yeryüzü tinselliğine dayalı yeni bir din anlayışı ya da en azından, kadınsı değerlerle uyum sağlayabilen dinlerin, bu değerler doğrultusunda yenilenmesini önerir.

Ekofeminist yazarlara göre et yeme ve hayvanları ete indirgeme ne doğal ne de tarafsızdır. Et yemek doğada avlanmak, hayvan öldürmek ve doğaya zarar vermek olarak algılnadığı için bu davranış mutfakta erkek egemenliğini ortaya koyar.
avcı

Hayvan çiftlikleri, diğer hayvan türlerinin yok olmasına neden olarak yalnızca yiyecek olarak pazarlanabilecek bir kaç türün çoğalmasına izin verirler. Hayvan çiftliklerinde yetiştirilen hayvanların etlerinin pazarlarda alınıp satılması, bu hayvanların acılarını gözlerden saklar, görünmez kılar. Hayvanların öldürülme işlemi sırasında insanla hayvan arasındaki ilişki mümkün olduğunca kesilmeye çalışılır. Kadın psikolojisinde var olduğu iddia edilen şefkatin, bu görünmezlik nedeniyle marketlerde et olarak paketlenmiş hayvanları da içine almasına izin vermez.

Toplumsal cinsiyet kadınlara hem kırda hem de kentte erkeklerden daha farklı bir görevler yükler hasta, çocuk ve yaşlıların hayatlarından, bakımların ve özellikle temizliklerinden sorumlu tutar. Kadınlara bedenden dışarı atılan ve arzu edilmeyen beden parçalarına, kokan, akan, kabuk tutan, çürüyen insan bedenlerine dokunma, dışkıları ve diğer atıkları temizleme onları arındırma görevi verilir. Kadınlar adet dönemi, hamilelik, doğurma, süt verme gibi biyolojik döngülerinden dolayı erkeğin egemenliğinde olan kutsal alandan dışlanırken erkek, kendi bedeninden çıkan kokular, akanlar ve arzu edilmeyen beden atıklarıyla ilgisi yokmuş gibi davranma ayrıcalığına sahiptir. Kadının güzelliği ise kentte daha önem kazanmışken kırsalda doğal akış daha baskındır. Bu da ekofeministlerin karşı çıktığı problemlerin başında gelir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Türk Futbolunun İlkleri

Çar Oca 24 , 2018
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramFutbol, 1800’lü yılların son dönemlerinde Anadolu’ya, İstanbul ve İzmir gibi deniz ticaretinin yoğun olduğu kentlerde ticaret yapan İngilizler tarafından getirilmiştir. İngilizlerin başta kendi aralarında oynadığı bu oyunla daha sonra Rum ve Ermeniler ilgilenmiş, […]
türk futbolu ilk

Bu Yazıları da Okumak İsteyebilirsin