Hayal Kuramama Hastalığı (Aphantasia)

1

Hayal gücü insanı insan yapan unsurudur ancak, bazı insanlar ne kadar çabalarsa çabalasın hayal dünyaları sizinki gibi çalışmaz, şekilleri, yerleri, olayları akıllarında canlandıramazlar yani başka bir deyişle zihin gözleri kapalıdır. Bu durumun tıp literatüründe bir karşılığı ise Aphantasia‘dır.

Aphantasia bir hastalık ya da eksiklik değildir; sadece belleğin normal insanlardan daha farklı bir şekilde çalışmasıdır ve istatistiki olarak her 50 kişiden birisi de bu sorunu yaşıyor olabilir.

Bu durumu herkes aynı şekilde yaşamıyor, bazı hastalar geçmişi görsel olarak canlandıramazken, bazıları da daha önce gördükleri yüzleri hatırlayamıyor. Bu kişiler bütün detayları hatırladıklarını fakat görüntülerini kafalarında canlandıramadıklarını belirtiyorlar.

Aphantasia’nın tersi bir zihin yapısı da var. “Hyperphantasia” olarak anılan bu durumda insanlar daha önce yaşadıkları olayları son derece ayrıntılı bir şekilde hafızalarına kazıyor ve bu görüntüleri istedikleri zaman çok çabuk zihinlerine geri getirebiliyorlar. Bazı dahi ressamların tüm detayları modelleri karşılarında olmadan modeli resmedebilmelerinin arkasındaki sır da bu.

Tıbbi bir terim olarak 1880’de ortaya çıkan bu sendrom, Exeter Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden nörolog Adam Zeman’ın çalışmalarıyla ancak 2010 yılında literatüre girebilmiştir. Aphantasia, kelime anlamı olarak aslında phantasia yokluğu anlamına geliyor

Peki bu hayal kuramama rahatsızlığına sahip kişiler neler hissediyor ve neler yaşıyor?

1. Aphantasia, zihin gözünün görmemesi,

Bu durumu anlamak aslında sanıldığı kadar kolay değil. Örneğin Michael Jackson’ı zihninde canlandıran birisi, beyaz çorapları, şapkası ve parıltılı ceketiyle moon walk yaparken hayal ederken, aphantasia’lı biri için bu tarif sadece zihninin içindeki kelimelerden ibaret olarak kalıyor. Aphantasia’lı kişiler, duymadığı sürece hiçbir müziği veya şarkıyı hayalinde canlandıramıyor, defalarca dinleseler bile müzik yokken hatırlamaları mümkün olmuyor. Aphantasia’lılar deneyimledikleri şeyleri görsel, ses, duygu veya tat olarak hatırlayamıyor, zihninin içinde canlandıramıyor.

zihin gözü kapalı

2. Hafıza sorunları kaçınılmaz

Araştırmalar insan hafızasının çoğunlukla görsel hafızaya dayandığını gösterirken aphantasia’lı olan kişilerin hafıza konusunda nasıl ve ne derece sorunlar yaşayabileceğini tahmin etmek mümkün. Sonuçta yön bulma, yüzleri anımsama gibi durumlar birebir görsel hafıza ile bağlantılı durumlar.

hayal kurmak

3. Yalan söylemek neredeyse imkansız,

Gerçeği söylediğiniz zaman, hiçbir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsınız” der Amerikalı yazar Mark Twain. Bunun bir de tam tersini düşünün. Eğer hiçbir şey hatırlamıyorsanız, doğruyu söylemek zorundasınız. Aphantasia’lı kişilerin, hayali olarak gördükleri tek şey rüyalarıdır ve yabancı oldukları bu zihin imgeleme durumunun gerçek mi rüya mı olduğunu ayırt etmekte oldukça zorlanabiliyorlar.

yalancı yalancı

4. Bardağın ne dolu tarafı, ne de boş tarafı anlamlı geliyor,

Birçok hayal kuramama rahatsızlığı olan kişi başına gelebilecek olumlu veya olumsuz hiçbir şeyi gözünde canlandıramadığı, hayal edemediği ve dolayısıyla öngöremediği için birçoğumuzun başına gelen sıradan olaylar onlar için öngörülememiş ve katlanılması  daha zor ani tecrübelere dönüşebiliyor. Yani bardak o an neyse o.
optimist-pessimist

5. “50 İlk Öpücük” Durumu

Aphantasia’lı olmanın keyifli tarafları da yok değil. Aynı kitabı, aynı filmi, aynı müziği sıkılmadan defalarca aynı keyifle ilk defa yaparcasına dinlemeleri, okumaları mümkün olabilir. Hayal kuramama rahatsızlığı olan kişiler, yaşadıkları travmaların devamını yaşamıyorlar çünkü onlar travmanın yaşattığı duygusal yıkıntıya tutunup kalmıyor. Duygu durumu değiştiği an yaşadıkları travma zihinlerinden uçup gidiyor. Mis gibi bitkisel hayat!

50 ilk öpücük

 

One thought on “Hayal Kuramama Hastalığı (Aphantasia)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Kusurları Mükemmelleştirme; Kintsugi ve Kintsukuroi Sanatları

Çar Oca 31 , 2018
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramJaponca’da Kin: Altın, Tsugi: Birleştirmek, Tsukuroi ise tamir etmek anlamına geliyor. Kırılan, çatlayan eşyalar altın, gümüş ve platin gibi değerli ve gösterişli metallerin tozları karıştırılmış yapıştırıcılarla onarılıyor. Bu yöntem hasarlı yerleri görünmez kılmaktan […]
Kintsugi

Bu Yazıları da Okumak İsteyebilirsin