İbrahim Şinasi – Hayatı ve Eserleri

şinasi

1. Şinasi’nin Hayatı

Yaşamı hakkında çok bilgi sahibi olamadığımız İbrahim Şinasi, genel kanıya göre 1826 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir.

Babası topçubaşıdır ve 1829 yılında gerçekleşen Şumnu kuşatmasında şehit olmuştur. Annesi ise Esma Hanım’dır. Mahalle Mektebi çıkışlı olan Şinasi Tophane Kalemi’ne devam ederek okul hayatını sürdürmüştür. Bu Kalem’de bir yandan yazım kurallarını öğrenirken diğer yandan da Osmanlıca, Arapça ve Farsça yanında Fransızca da öğrenmiştir. Aynı zamanda edebiyata da yönelerek şiirle tanışmıştır. Bu dönemde özellikle tarih düşürmeleriyle ünlenmiştir. Ardından Mustafa Reşit Paşa’nın sayesinde ve himayesinde Fransa’ya gitmiştir.

Fransızca eğitimini bitirdikten sonra bir müddet daha Paris’te kalan Şinasi, 1851 yılında o dönemin oryantalist kuruluşlarından olan Societe Asiatique’e üye olmuştur. Bu grubun içerisine dahil olduktan yaklaşık bir yıl kadar sonra Durub-i Emsal-i Osmaniye’yi kaleme almıştır. “Nitekim daha sonra dil çalışmaları üzerine yoğunlaşmasının arkasında kanımızca Oryantalist çevre ve kuruluşlarla ilişkisinin etkisi söz konusudur”.

Yine bu tarihlerde Mustafa Reşit Paşa’nın isteği doğrultusunda maliye eğitimi almaya başlamıştır. Ancak bu süreç içerisinde edebiyattan hiç ayrılmamış; Fransız edebiyatı ile hemhal olmuş ve bu sayede birçok yazar, şair ve düşünce adamıyla tanışma imkânı bulmuştur. Sacy ve Lamartine bunlardan sadece ikisidir. “Bu arada matematik, tarih, doğa bilim, toplumsal bilimlerle de ilgilenmiş” ve bu alanlarda kendisini geliştirme imkânı bulmuştur. Annesini kaybetmesi de bu dönemde olmuştur.

Altı yıl süren bu süreçten sonra İstanbul’a geri dönen Şinasi, Meclis-i Maarif başta olmak üzere birçok yerde görev almıştır. Bu süreçte Mustafa Reşit Paşa ile hareket ettiği görülmektedir. Mustafa Reşit Paşa’nın yanında olduğu için onun sadrazamlıktan geri çekilmesi sonucunda kendisi de görevini bırakmıştır. Ali Paşa ile sürekli çekişme içerisinde olan Şinasi “devlet kapısındaki bu çekişmelerin, kıskançlıkların, ağır sözlerle görevden uzaklaştırılma, yeniden atanma gibi tatsızlıkların yarattığı havanın etkisiyle, memurluk alanında gittikçe silikleşmiş, ilgilerini daha çok edebiyata ve yazarlığa yöneltmiştir”.

Çalıştığı dönemde ilk çevirisi olan Tercüme-i Manzume’yi yayınlatmıştır. “1859’da Fransız şairlerinden yaptığı koşuk çevirilerini” topladığı bu kitabın ardından bu süreçte ilk tiyatrosu Şair Evlenmesi’ni de yazmış ancak yayınlamamıştır. 1860’lı yılların hemen başında devlette çalışmayı bırakan Şinasi, Agah Bey ile çıkaracağı Tercüman-ı Ahval gazetesi için çalışmalara başlamış bir diğer deyişle gazeteciliğe adım atmıştır. Burada etkili bir şekilde yazı işlerini yöneten Şinasi, aynı zamanda Batılı anlamda ilk tiyatro hüviyeti taşıyan Şair Evlenmesi’ni tefrikalar halinde bu gazetede yayınlamıştır.

Yaklaşık altı aylık bir süreçten sonra “Agah Efendi ile olan kişilik uyuşmazlığı, daha doğrusu Şinasi’nin aşırı derecedeki kuruntusu ve titizliği” nedeniyle bu gazeteden ayrılan Şinasi, Tasvir-i Efkar’ı çıkarmaya başlamıştır. 1862 yılından 1865 yılına kadar buradaki çalışmalarına ciddi bir şekilde devam etmiş, 1862 yılında Batılı şairlerden esinlenerek yazdığı şiir kitabı Müntahabat-ı Eş’ar’ı gazetesinin basımevinde basmıştır. 1863 yılında ilk Türk atasözü ve deyimler derlemesi olan Durub-i Emsal-i Osmani’yi çıkarmıştır. Bu eser ilk basıldığı zaman içinde “1500 atasözü ile 300 kadar deyim” bulunuyordu. Tüm bu eserlerin yanında matbaasında bu gazetede tefrika edilen eserler birleştirilmiş ve başka yazarların eserleri de basılmıştır.

1865 yılında gazeteyi Namık Kemal’e bırakan ve Giampietri’nin desteği ile tekrar Fransa’ya giden Şinasi’nin Fransa’da destekçisi ise Fransa’ya kaçan Mustafa Fazıl Paşa olmuştur. İkinci defa Paris’e gittiğinde vaktinin çoğunu bir sözlük çalışması için Paris Ulusal Kütüphanesi’nde geçirmiştir. Sık sık kendisi de bir dil bilimci olan Littre ile görüşmüş ve onun hazırlamış olduğu sözlükten etkilenerek kendi sözlüğünü oluşturmuştur. 1867’de çok kısa süreliğine İstanbul’a tekrar dönüşü söz konusu olmuş, ardından tekrar Paris’e gitmiş ve çalışmalarını sürdürmüştür.

1869 yılında “Paris’te Yeni Osmanlılar Derneği’nin siyasal eylemlerinin çok yoğunlaşması” nedeniyle İstanbul’a kesin dönüş yapan Şinasi basımevi açarak kendi kitaplarının basımı için çaba harcamıştır. Bu süreçte Osmanlıca yazımı güçleştiren ve anlamayı zorlaştıran harfleri eleyerek harf sayısını ciddi oranda azaltmıştır. Ancak çok zaman geçmeden uzun süredir boğuştuğu ve ona sancılı zamanlar geçirten beyin tümörü nedeniyle 1871 yılında vefat etmiştir.

2. Şinasi’nin Eserleri

Şinasi’nin bu kısa denilecek 44 yıllık hayatı boyunca verdiği eserlerin nicelik olarak azlığı ortadadır. Fakat bu nicel azlığa rağmen yarattığı etki bakımından değerlendirildiğinde yeterince nitelikli eser vermiştir denilebilir.

Şinasi’nin Eserleri;

  1. Tercüme-i Manzume
  2. Müntehabat-ı Eş’arım
  3. Durub-ı Emsali Osmaniye
  4. Şair Evlenmesi
  5. Fatin Tezkiresi
  6. Sarf Mecmuası (Kitabı)
  7. Lügat

1. Tercüme-i Manzume

Şinasi’nin kitap halinde yayınlanan ilk eseri, 1859 yılında dostu Giampietri’nin gazetesini bastığı matbaada litografya olarak basılmıştır.200 İlk baskısında “Fransız Lisanından Nazmen Tercüme Eylediğim Bazı Eş’ardır” başlığıyla çıkar. Şinasi bu eserinin ikinci baskısını, ölümünden bir sene evvel adını değiştirerek Tercüme-i Manzume olarak yayınlamıştır.

Bu eserinde Paris’teki öğrenciliği esnasında çevirdiği şiirler bulunmaktadır. Şinasi’nin Tercüme-i Manzume’si, Racine’in Esther, Athalie, Endromaque trajedilerinden hoşlandığı parçalarıyla, Lamartine’in Meditations Souvenirs’in dört kıtası; La Fontaine’den Kurt ile Kuzu Hikâyesi; Gilbert’ten bir, Fenelon’un Telemaque’ından bir kıta ve bizzat Şinasi’nin kendi yazdığı bir Fransızca dörtlükten oluşmaktadır. Tanpınar’a göre Tercüme-i Manzume Batı edebiyatının memleketimizde gerçek anlamda yankı bulmasında ve takip edilmesine ön ayak olmuştur.

2. Müntehabat-ı Eş’arım

Şinasi’nin Tasvir-i Efkâr’ı basmak için kurduğu matbaada kitap basımı da yapılabilmesi için gerekli önlemleri almıştı. İşte Şinasi’nin kendi kurduğu bu matbaasında bastığı ilk kitap Müntehabat-ı Eş’arım’ıdır. Şinasi daha evvel tek tek yayınladığı ilahi ve kasidelerinin hepsini bu eserine alarak yeniden yayınlamıştır.

3. Durub-ı Emsali Osmaniye

Şinasi’nin 1851-1852 yıllarında Paris’teyken hazırladığı bu eseri, onun hazırladığı ilk eseridir. Fransa’da derleyip iki ayrı basımını yaptığı Durub-ı Emsali Osmaniye’nin ilk baskısında 1500’e yakın atasözü ve deyim bulunduğu halde 1870 yılında bu sayı bizzat Şinasi tarafından çoğaltılmış ve 2000’den fazla atasözü ve deyime yer verilmiştir.

Şinasi Fransa’da katıldığı meclislerin ve üye olduğu oryantalist derneklerin etkisiyle dile olan yönelimi neticesinde hazırladığı bu kitabında, özellikle halk deyimleri, atasözlerine yer vermiş ve bunların yanında Fransızca, Arapça ve Farsça karşılıklarını yazarak mukayese imkânı sunmuştur.

4. Şair Evlenmesi

Türk edebiyatının yayınlanmış ilk tiyatro eseri olarak bilinen Şair Evlenmesi saray tiyatrosunda sahnelenmek üzere kaleme alınmıştır. Tercüman-ı Ahval’in 2,3,4,5’inci sayılarında tefrika halinde yayınlanmıştır. Bu eserin en mühim tarafı ilk defa bir eserde günlük sosyal hayatının bir kesitinin aynen yansıtılmış olmasıdır. Görücü usulü ile evliliği hicvetmek amacıyla yazılmış olan bu eserinde Şinasi şairi, imamı, bekçisi, çöpçüsü ile gündelik hayatın kahramanlarını canlı bir dille aktarmaya başarmıştır. Fransa’da aldığı eğitimin neticesinde halk kültürüne ve diline ziyadesiyle önem veren Şinasi seçtiği tipleri kendi orijinal ağızları ile konuşturarak kahramanların ait oldukları sosyal sınıfı, bilgi birikimini ortaya koyabilmiştir. Bu eserinde Ebullaklaka’nın şahsında menfaati için din istismarcılığı yapanları tenkit edebilmiştir. Özellikle Osmanlı Devletindeki kadın meselesi ve evlilik usulü üzerine çalışmak isteyenler için bir başvuru kitabı olabilmiştir.

5. Fatin Tezkiresi

Şinasi, aslında Fatin Tezkiresi’nin hazırlanmasına yardımcı olmuştur. Fakat bu eser de genelde onun eseri olarak kabul edile gelmiştir. Şinasi, Ticaret Mahkemesi Kâtiplerinden Fatin Efendi’nin 1855 yılında taş basması olarak basılan “Tezkire-i Hatimetü’ş Şuara” adlı eserinin ikinci defa basılmasına Fatin Efendi’yle anlaşarak karar
vermiştir.

Ebuzziya onun bu teklifi kabul etmesinde Fransa’da gördüğü biyografi ve edebiyat tarihlerinden etkilenmesinin önemli bir katkısı olduğunu düşünmektedir. Yazarın hayatında sahip olduğu şöhrete ve unvana göre değil bizzat eserlerine göre bir tasnifin daha uygun olduğunu düşünen Şinasi tezkirenin başında “Tercüme-i hallerde bazı zevatın mahiyeti, haiz oldukları nüfuz ve mertebe-i resmiyeleri nisbetinde izam olunmak gibi, müstear olan rüşvet-i kelâmiye-i şairâne makulesinin külliyen tenkihi” diyerek şairlerin sahip oldukları makam ve unvanlara göre değerlendirilmeyeceğini ifade etmektedir.

Şinasi’nin bu yöntemi Tezkire geleneğinden yeni bir antoloji metoduna geçiş olarak kabul edilmektedir.211 Şinasi’nin Fransa’ya kaçmasıyla yarım kalan bu girişiminin basılmış formaları Ömer Faruk Akün’ün çabalarıyla edebiyat tarihçilerimizin hizmetine sunulmuştur. Akün onun Fatin Tezkiresi’nin eldeki örneklerine dayanarak “Hiçbir vesika, kendi makaleleri de dâhil, Şinasi’nin Türk nesrinde yapmaya çalıştığı şeyi buradaki tasarruflar kadar açık ve müşahhas olarak gösteremezdi” diyebilmektedir. Gerçekten de edebiyat tarihimizde, Batı tarzında bir metodolojiyle telif edilmiş ilk eser olması açısından önemi büyüktür.

6. Sarf Mecmuası (Kitabı)

Ebuzziya Şinasi’nin terekesinin yapılırken gördüğünü iddia ettiği bir el yazısına binaen varlığından haberdar olduğumuz Sarf Mecmuası Arapça kelime türetme bilgisi üzerine yazılmış bir kitaptır. Fakat anlaşıldığı kadarıyla eser basılmamıştır.

7. Lügat

Şinasi’nin özellikle Fransa’ya gittikten sonraki yıllarında dil üzerine yoğunlaştığı aşikârdır. Onun dil konusundaki tavrına değinirken bu çabasının ardında bir kültür ve ideolojinin yattığını söyleyen Kaplan, Şinasi’nin Fransa’da şahit olduğu oryantalizm ve Batı medeniyetini kastetmektedir.

Örneğin Mermutlu, pozitivizmin kurucusu August Comte’un öğrencilerinden olan Littré’nin hazırlamakta olduğu lügatinde pozitivizmi dilbilime uyarlamaya çalıştığını söyler. Buradan yola çıkarak Şinasi’nin de dostu Littré’nin yöntemine öykünerek bir lügat çalışması yapabileceğini söyler ki bu bize göre de yerinde bir tespittir. Gerçekten de Şinasi’nin böylesi ciddi bir niyetle, Fransa’da iken dilbilimci Littre ile yaptığı sohbetler esnasında tasarlamaya başladığı lügatinin varlığından Ebuzziya sayesinde haberdar oluyoruz. Fakat Şinasi’nin lügati hakkında daha sağlıklı bir yorum yapabilecek bilgi ya da belgeden yoksunuz. Onun böyle bir sözlük çalışması olduğunu Ebuzziya’nın dışında iddia edenlerden biri de İsmail Habib’dir. Namık Kemal ise böyle bir lügatin mevcut olduğunu fakat yanmış olduğunu söylemektedir.


Yararlanılan Kaynaklar;

Elifnur ÖZTÜRK-ŞİNASİ VE GENÇ OSMANLILARIN SİYASAL VE SOSYAL TEORİLERİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER
Selman BAYER-TANZİMAT EDEBİYATININ DİN ANLAYIŞINDA ŞİNASİ ÖRNEĞİ
YUSUF TAŞ-İLK TÜRK GAZETECİLERİNDEN AGÂH EFENDİ, ŞİNASİ, ZİYA PAŞA, ALİ SUAVİ VE NAMIK KEMAL’İN DÖNEMİN DEVLET POLİTİKALARINA YAKLAŞIMLARI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Çoklu Zeka Kuramı-Dilsel-Matematiksel-Mantıksal-Müzikal Zeka

Cts Ara 5 , 2020
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramÇoklu Zeka Kuramında Gardner, zekânın tek, bütün ve kapsayıcı olmadığını aksine parçalardan oluştuğunu ve her bir parçanın özgün yapıya sahip bir durumda bulunduğunu söylemiştir. Zekâlar farklı özelliklerde olabildiği gibi birden fazla duyu aracılığıyla […]
Çoklu Zeka Kuramı-Dilsel-Matematiksel-Mantıksal-Müzikal Zeka