Müze Nedir? Müze Çeşitleri ve Özellikleri

müze-nedir-müze-çeşitleri

Müze Nedir?

ICOM olarak adlandırılan Uluslararası Müze Konseyi’nin 2007 yılında Viyana’da yapılan 22.Genel Kurulu’nda son güncellenen tanımına göre:
Müze, insanlığın ve çevresinin sahip olduğu soyut ve somut değerlerden oluşan mirası; eğitim, araştırma ve beğeni amacıyla toplum ve gelişimi yararına kâr amacı gütmeden, halka açık bir biçimde elinde tutan, koruyan, araştıran, ileten ve sergileyen kalıcı bir kurumdur”

Doğan Hasol’un Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğünde yer verdiği tanıma göre ise müze; sanat, kültür, bilim ve teknik yapıtlarının veya bu dallara yarar şeylerin görülüp yararlanılması için korunup, değerlendirilip sergilendiği yer anlamına gelmektedir.

Müzeler Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Farklı kişiler ve kurumlar tarafından benzer şekilde tanımlaması yapılan müze kavramının sözcük kökeninin Antik Yunan dönemine dayandığı söylenebilir. İlk olarak mousa (ilham perisi) sözcüğünden türemiş olan mouseion (ilham perilerinin yeri ya da tapınağı) anlamında kullanılmıştır. Daha sonra Latinceye museum olarak geçen ve halen bu şekilde kullanılmaya devam edilen kavramın ilk kullanımına ise MÖ 3. yy’ da İskenderiye’de, I. Ptolemaios tarafından kurulan İskenderiye Müzesi’nde rastlanılmaktadır. Ancak burası daha çok, içinde ünlü kütüphanenin (Büyük İskenderiye Kütüphanesi) de bulunduğu, bilim adamlarının tartışma ve eğitim yeri olan prototip bir üniversite olarak anılmaktadır.

İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi illüstrasyonu
İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi illüstrasyonu

O dönemde hem kavram hem de mekân olarak günümüz tanımlamalarından farklı bir konumda yer alan müzeler, müzecilik ve sergileme faaliyetlerinden çok felsefi tartışmaların yapıldığı, çeşitli belge ve dokümantasyonların tasnif edilip saklandığı bir eğitim kurumu görünümündeydi. Bu tür müze yapılarının Roma İmparatorluğu döneminde de benzer özelliklerde kullanıldığı görülmektedir. Orta Çağ’a gelindiğinde ise müze kavramı koleksiyonculuk terimiyle birlikte kullanılmaya başlamıştır. Orta Çağın zengin ailelerinin dünyanın dört bir yanından toplamış oldukları eşyalarla kendi kişisel koleksiyonlarını oluşturup bir odayı sadece bu koleksiyonlarına ayırmaları, bugünkü müze kavramının da temellerini atmış oldu. Özellikle 15. yüzyıl Avrupa’sında, Lorenzo de’ Medici’nin Floransa’daki kişisel koleksiyonu, o dönemin en bilinen örneklerinden biridir. Ancak bu dönemde oluşturulan koleksiyonlar daha çok, varlıklı ailelerin kişisel zevkleri için biriktirilen eserler olarak değerlendirilebilir. Halka açık bir sergileme söz konusu olmadığından bugünkü müze kavramı ile örtüşmemektedir.

İlk Müze

“Günümüzdeki müze tanımını karşılayan ilk müze ise 1683 yılında, İngiltere’de Oxford Üniversitesi bünyesinde kurulmuştur. Elias Ashmole’un koleksiyonlarının sergilendiği bu müze daha sonra Ashmolean Müzesi olarak adlandırılmıştır.

Ashmolean Müzesi, Londra, İngiltere, 1683
Ashmolean Müzesi, Londra, İngiltere, 1683

Halka açık ilk sergi olarak tarihe geçen Ashmolean Müzesi, müze kavramının bildiğimiz anlamıyla halka ulaşmasının ilk örneğidir.

Müzecilik

Müzecilik kavramı ise, koleksiyonların kamulaştırılıp halka açılmasıyla müzenin gerçek bir kurum olarak anıldığı 18. yy ‘da yerleşmeye başlamıştır. “Medici ailesinin son ferdi olan Toscana eyaleti düşesi Maria Ludovica’nın 1737’de koleksiyonlarını eyalete bağışlamasını Dresden koleksiyonunun topluma açılması izlemiş, Londra’da 1753’te kurulan British Museum, 1759’da; Kassel’deki Resim Galerisi 1760’ta halka açılmıştır.

British Museum
British Museum

1789’da Medici ailesinin koleksiyonları yeniden düzenlenerek kamulaştırılmıştır. Fransa ‘da 1793’te devrimci hükümetin krallık koleksiyonlarını devletleştirme kararıyla Louvre Müzesi’ni “Cumhuriyet Müzesi” olarak açması ve Napoleon’un 1798’de Sanatlar Merkez Müzesi’ni kurması, müzecilik tarihinde toplumun kültürel yapısına sahip çıkmasını simgeleyen bir hareket olarak önem kazanmaktadır”.

Louvre Müzesi
Louvre Müzesi

Müzede yer alan eserlerinin korunması, bakımının yapılması, güvenliğinin sağlanması, sergilenmesi ve ziyaretçilerle iletişim kurulması ihtiyacı kavramın temelini oluşturmaktadır. Böylece müze ve müzecilik kavramları günümüzdeki karşılıklarını bulmuştur.

19. yüzyılda devlet desteğinin artmasıyla müzeler yaygınlaşmış ve halkla olan bağları güçlenmiştir. Özellikle bünyelerinde bulunan eserler sanatsal, tarihsel önemi veya özelliklerine göre sahip oldukları nitelikler göz önünde bulundurularak farklı sınıflandırmalara ayrılmış ve kronolojik sıraya göre yerleştirilmiştir. 20. yüzyılın ortalarında müzelerin mimari üslubu, içerisinde bulunan eserlerle özdeşleşmeye başlamış ve müze yapılarının kendileri birer sanat eserine dönüşme eğilimine girmiştir. Hem devlet desteğiyle yapılan hem de özel kuruluşların yaptırmış oldukları müzeler halkın belleğinde daha fazla yer etmiş ve müzeleri günlük hayata kazandırmıştır. Özellikle 21. yüzyıla doğru sahip oldukları mimari tasarım anlayışıyla zamana meydan okur hale gelmiş ve bir marka olarak yer almışlardır. Öyle ki bazı müzeler şehirlerin ve ülkelerin dünyaya tanıtılması konusunda bir ikon olarak adlarından söz ettirmişlerdir. 1959 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde kurulan Solomon R. Guggenheim Müzesi ve Fransa’nın Paris kentindeki Louvre Müzesi bu anlamda verilebilecek en ünlü ve en iyi örneklerdendir. Bu bağlamda müze kavramının kapsamış olduğu anlama bakıldığında toplumu eğitme görevinin yanında bir tanıtım aracı kimliğini de içinde barındırdığı söylenebilir.

Guggenheim müzesi, New York City
Guggenheim müzesi, New York City

20. yy. müzeleri sanatsal, kültürel ve bilimsel birikimlerin topluma aktarıldığı kurumlar olarak eğitim görevini üstlenmiş, halkın zorlanmadan eğitildiği yaygın eğitim merkezlerine, araştırmaların yapılabildiği laboratuvarlara dönüşmüştür. Müzeler, toplumun geçmiş birikimlerini toplayarak, koruyarak, belgeleyerek, uygarlıkların düşünsel ve sanatsal yaratılarına sahip çıkarken, geriye dönük koruyucu görevlerini gerçekleştirmektedirler. Öte taraftan toplumun estetik anlayışının gelişmesi, geçmişin, yaşanan anın ve geleceğin açıklanması, yorumlanması, belli bir beğeni düzeyine erişilmesi, toplumsal gelişmelerin yönlendirilmesi, halkın eğlenirken öğrenip gelişmesi, zamanın böylelikle değerlendirilmesi nedeniyle, günümüz müzelerinin amaçları ileriye yönelik nitelikler kazanmaktadır.

Müzeler artık nesnelerin toplandığı ve saklandığı mekânlar olmaktan öteye giderek, somut ve somut olmayan kültürel mirasa dair elde ettiği bilgiyi paylaşarak toplumun gelişimine katkıda bulunmayı hedefleyen bellek merkezleri haline dönüşmüştür. Yaşanan bu dönüşüm, müzeye, toplumu kendi mirası ile ilgili bilgilendirme misyonunu ve toplumun gelişimine katkıda bulunma sorumluluğunu yüklemektedir. Bu doğrultuda, müzelerin amaçları da ilk ortaya çıktıklarından bu yana günümüz koşullarına bağlı olarak değişime uğramaktadır.

Müze Çeşitleri

Müzeler türlerine göre sınıflandırılırken en önemli belirleyicilerden biri müzenin sahip olduğu koleksiyonlardır. Ne müzesi olarak anılacağı öncelikle sergilediği koleksiyona göre belirlenmektedir. Bunun dışında günümüzde müze çeşitlerinin başka anlamlarda da çok çeşitli olması farklı sınıflandırmalara olanak tanımaktadır.

“Müzeler, yönetimlerine, hizmet ettikleri bölgelere, sergileme yöntemlerine, işlevlerine ve müzelerde bilginin kullanımına göre çok geniş bir yelpazede sınıflandırılabilir”

UNESCO’nun 1958 tarihli Brezilya Bölgesel Semineri’nde belirlenen gruplamaya göre müzeler, ilgili oldukları bilim dallarına göre şu şekilde sınıflandırılmıştır:

  1. Sanat Müzeleri
  2. Modern Sanat Müzeleri
  3. Arkeoloji, Tarih ve Kültürel Miras Müzeleri
  4. Etnografya ve Folklor Müzeleri
  5. Doğa Tarihi Müzeleri
  6. Bilim ve Teknoloji Müzeleri
  7. Bölge Müzeleri
  8. Uzmanlık Müzeleri
  9. Üniversite Müzeleri

ICOM’un Hollanda’da 5 Eylül 1986’da toplanan Genel Kurulunda benimsenen ve Norveç’te 7 Temmuz 1995’te toplanan 18. Genel Kurulunda yeniden düzenlenerek kabul edilen bildirgenin 2. maddesinde (1.a) şıkkında müzelerin ana tanımının;

  • Bağlı olduğu idari birime göre,
  • Bölgesel özelliğine göre,
  • İşlevsel yapısına göre,
  • Koleksiyon çeşidine göre,

Sergileme yöntemlerine göre değişmeyeceğini, ancak bu gruplamanın müzelerin türlerinin belirlenmesinde önemli rol oynadığı vurgulanmaktadır.

Türkiye’de Müze Türleri

Türkiye’de müzecilik faaliyetleri ve araştırmaları devam ederken, birçok yerinde de müzeler açılmaya devam etmektedir. Bugün ülkemizde; Kültür Savunma Ulaştırma ve Sağlık Bakanlıklarına, Büyük Millet Meclisine, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı çeşitli sayıda müzeler ve bunların yanı sıra belediye ve özel müzeler bulunmaktadır. Günümüzde aralarında Avrupa’da yılın müzesi ödülü kazanmış bakanlığa bağlı 205, bakanlık denetimiyle 260 özel müzeler de olmak üzere “465 müze” bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na göre sayılarının ve kapsamlarının artması ile müzelerr; halkın eğitimini, ulusal ve uluslararası seminerleri, konferansları, sosyal ve kültürel faaliyetleri, sergileri ve bilimsel yayınları barındıran eğitim ve kültür yapıları haline gelmiştir. Dünya’da müzelerin sınıflandırılması, koleksiyonlara göre yapılırken; Türkiye’de gösterimlere göre müze çeşitleri aşağıdaki şekildedir;

Arkeoloji Müzeleri

Türkiye müzelerinin en geniş grubudur. Bu gruba arkeolojik sit alanları ve antik anıtlar da girmektedir.

  • İstanbul Arkeoloji Müzeleri,
  • Kırşehir Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi,
  • Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi,
  • Efes Arkeoloji Müzesi,
  • Pergamon Antik Kenti

bunlara örnektir.

Sanat Müzeleri

Çağdaş sanat müzeleri, Resim ve Heykel müzeleri bu sınıflandırmaya girer.

  • Milli Saraylar Resim Müzesi,
  • Eskişehir Odunpazarı Modern Müzesi,
  • MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

bunlara örnektir.

Tarih Müzeleri

Genel anlamda bir şehrin, bölgenin, ülkenin ya da toplumun tarih sürecinin ekonomik, siyasi ve toplumsal ögelerle bir araya gelmesi ile bu müze türleri oluşur. Kent müzeleri, panorama müzeleri bu sınıflandırmaya girebilmektedir.

Etnografya Müzeleri

Toplumların yaşayışlarını, kültürlerini, törelerini yansıtan müzelerdir. Ankara’daki Etnografya Müzesi buna önektir.

Doğa Tarihi ve Jeoloji Müzeleri

Ulusal ve yerel ölçekte doğa varlıklarının bilgilerini toplayan, arşivleyen, sergileyen ve öğretici günü olan sosyal ve kültürel etkinliklerin gerçekleştiği bir müze eğitim kurumu olarak bilinirler. Fosil, mineral ve taş örneklerini taşıyan müzelerdir.

  • İstanbul Doğa Tarihi Müzesi,
  • Burdur Doğa Tarihi Müzesi,
  • İstanbul Üniversitesi Jeoloji Müzesi

bunlara örnek müzelerdir.

Askeri Müzeler

Aya İrini’de başlayan müze türü, en eski kurumsallaşmış müzeler olup Milli mücadele tarihini de yansıtırlar.

  • İstanbul Deniz Müzesi,
  • Harbiye Askeri Müzesi

bunlara örnek müzelerdir.

Aya İrini Kilisesi ve Müzesi, İstanbul
Aya İrini Kilisesi ve Müzesi, İstanbul

Endüstri Müzeler

Ülkemizde eski üretim mekânlarının yeni müze işlevleriyle toplumsal içeriğe sahip olunması hedeflenmiştir. Özellikle endüstriyel mirasın giderek kaybolma riskine yönelik Endüstri Müzeleri sayısı, son yıllarda artmıştır

Uzmanlık Müzeleri

Genellikle bir üretim alanının gelişim sürecini gösteren müzeler, TC. Kültür Bakanlığı’na bağlı değildir.

  • Sağlık müzesi,
  • Oyuncak müzesi,
  • Karikatür müzesi

gibi müzeler bu kategoriye girmektedir.

Bilim Müzeler

TCDD Açıkhava Buharlı Lokomotif Müzesi, Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi örnek olarak bu sınıflandırmaya girer.

Müze Etik Kuralları

Günümüzde ICOM, müzeler için belirli etik kurallar sunmakta olup bu etik kurallar, müzelerin işlevlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için önemlidir.Aşağıda sıralanan bu etik kurallar, müzelerin amaç ve kapsamlarını belirleyen evrensel kurallar olmuştur.

  1. Müzeler, insanlığın doğal ve kültürel mirasını korur, yorumlar ve tanıtır.
  2. Koleksiyonları olan müzeler, toplumun yararı ve gelişimi için bu koleksiyonları korur.
  3. Müzeler, bilgi birikimi oluşturmak ve bu birikimi geliştirmek amacıyla birincil tanıklıkları korur.
  4. Müzeler, doğal ve kültürel mirasın değerlendirilmesi, anlaşılması ve yönetimi için fırsatlar sunar.
  5. Müze kaynakları, başka kamu hizmet ve yararları için fırsatlar sağlar.
  6. Müzeler, koleksiyonlarının kökenini oluşturan ve hizmet ettikleri topluluklar ile yakın işbirliği içinde çalışır.
  7. Müzeler, yasaların öngördüğü şekilde çalışır.
  8. Müzeler, profesyonel şekilde çalışır.

 

Kaynaklar;

Gözde ALTIPARMAKOĞLU SAKARYA- MEKÂN VE ZİYARETÇİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİMİN FRANSA MİMARLIK VE MİLLİ MİRAS MÜZESİ ÖZELİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

Ayşe Burcu ZÜLFİKAR-DEĞİŞEN MÜZE ve MÜZECİLİKTE SERGİLEMENİN TEKNOLOJİ BOYUTUNUN İNCELENMESİ: BURSA PANORAMA MÜZESİ ÖRNEĞİ

ICOM (2010). Key concepts of Museology. (Ed: A. Desvallées and F. Mairesse) Published by Armand Colin.

Hasol, D. (2005). Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul

Lewis, G. (1989) The History of Museums, Britannica Yayınları, Londra

Müze, (1997). Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, cilt 2, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul

Aslanoğlu, O.M. (2014) Zamanla Değişen Müze Tasarım Anlayışı ve Güncel Bir Örnek Olarak Mercedes-Benz Müzesi’nin İncelenmesi,

Merriman, N. (2000). Müzeler koleksiyonlar için mi, insanlar için mi? İngiltere’de müzelere ulaşmada artan olanaklar üzerine son gelişmeler. Zeynel Abidin (yayına haz.) Üçüncü Uluslararası Tarih Kongresi Tarih Yazımı ve Müzecilikte Yeni Yaklaşımlar: Küreselleşme ve yerelleşme içinde (69-80), İstanbul: Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.

Gökalp, D.Z. (2015), Müze Türleri, Müzecilik ve Sergileme, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Kraliçe Arı Sendromu

Sal Kas 10 , 2020
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramKraliçe arı sendromu, kadın yöneticilerin mevcut pozisyonlarını korumak için üst yönetim pozisyonlarına gelme ihtimali bulunan diğer kadın çalışanları bilinçli veya bilinçdışı olarak uzaklaştırmaları ve yok saymaları olarak tanımlanmaktadır. Bu sendromu yaşayan kadın yöneticiler […]
kralice ari sendromu