Sokrates’e Göre İyilik ve Kötülük Kavramı

sokrates

Sokrates Batı Felsefesinin, özelde de Antik Yunan felsefesinin en önemli ismidir demek yanlış olmayacaktır. Bu kanıya varılmasındaki en başat sebep, etiğin ve politeia’nın kurucusu olarak görülmesidir.

Günümüz felsefesine en önemli katkılarından birisi de, çağdaşı olan Sofistler’in felsefe üzerinde, retorik ve diyalektik gibi diğer bilimlerin aracılığıyla yol açabilecekleri tahribatları önlemesidir.  O, ontolojik meselelerden ziyade insanı temel alan değerler felsefesiyle uğraşmıştır. Onun bu felsefesinin temelinde insanın mutluluğa (eudaimonia) ulaşma arzusu yer almaktadır. İnsanı bu amaca ulaştıracak şey ise doğru, yani erdemli yaşamaktır.

Doğru insan kimdir ya da doğru olanın eğri olandan farkı nedir diye soracak olursak, Platon’un Devlet adlı eserinin ikinci kitabında Glaukon ve Sokrates arasında geçen diyalogda bahsedilen Gyges yüzüğü efsanesinden yola çıkarak düşünebiliriz. Lydia krallığında zavallı bir çoban olan Gyges yağmurlu bir günde hayvanlarını otlatırken, yerin bir taraftan ikiye ayrıldığını görür. Ayrılan yere baktığında gördüğü şey yalnızca bir ölü ve ölünün parmağında altın rengiyle ışıldayan bir yüzüktür. Yüzüğü alıp parmağına takar ve düzenli olarak çobanların toplanıp yöneticilerine hesap verdiği görüşmelerine gider. Görüşmede yüzüğün kudretini fark eder. Yüzüğü çevirdiğinde görünmez olabilmektedir ve istediğinde tekrar çevirerek görünür hale gelebilir. Bunu fark ettikten sonra kralın yerine geçmeye karar vermiştir. Gyges kralın karısıyla işbirliği yaparak, kralın yerine kendisi geçer. Hikayeye doğru ve eğri iki insan açısından bakılırsa, Glaukon’a göre görünmezliği elde eden doğru adam da eğri adam da birdir. Çünkü hiçbir insan yoktur ki, böyle bir mucizeyi elde ettiğinde arzuladığı şeyi yapmak istemesin. Bu yüzden Glaukon, haksızlık etme fırsatını elde eden herkes haksızlık edecektir der. Ona göre ister doğru ister eğri insan olsun, bu değişmeyecektir. Bu böyle olmazsa, ona saf ve enayi diyeceklerdir. Glaukon, eğri adamın her zaman kazanacağını, devlette yüksek mevkilere gelebileceğini, istediği kızı ailesinden gidip isteyebileceğini söyler. Hatta Tanrılar bile eğri adamı daha çok severler, çünkü eğri adam eğriliği sayesinde kazanır ve kazandıkça adaklar adar, kurbanlar keser. Bunu destekleyecek şekilde Homeros şöyle der:

Tanrılar bile kandırılır, yalvarıp yakarmayla!

İnsanlar bir kabahat, bir günah işlediler mi,

Kurbanlar, yağlar, adaklar, şaraplarla

Yumuşatırlar Tanrıları da (Platon, 2017, 359d-360e).

Eğri olmak, ölçüsüz olmak rahattır, buna karşın doğru olmak zahmetlidir. Bununla ilgili şairlerin söylediklerine kulak vermek gerektiğini belirten Glaukon örnek olarak şu dizeleri gösterir:

İnsanlar kötülüğe akın akın gider,

Kolay ulaşır ona.

Yolu düz, yeri yakındır kötülüğün.

İyiliğin önüneyse, alın terini komuş Tanrılar (Platon, 2017:364e).

Eğriliğin, doğruluk karşısında savunulmasına karşın Sokrates her ne olursa olsun sonuna kadar doğruluğu savunacağını şu sözlerle ifade eder: ‘’Ben soluk aldıkça, sesim çıktıkça, doğruluk önümde kötülenirken, onu savunmazsam günah işlemiş olurum’’.

Doğruluk ve eğriliğe bakarken, bunu kötülük ve eğrilik üzerinden yorumlarsak, Sokrates’in Tanrı düşüncesiyle ortaya koyduğu savunuyu görmek gerekir. Ona göre Tanrı her şeyin nedeni değil, sadece iyi olan şeylerin nedenidir. İyi olmayan, doğru olmayan şeylerle bir alakası bulunmaz ve iyiliklerin kötülüklere kıyasla daha az bulunduğunu görmek, aslında Tanrı’da insanlara ne kadar az şey geldiğini ifade eder. O halde bizim, kötünün kaynağı konusunda başka yerlere bakmamız gerekir. Sokrates gibi Platon’da da Tanrı’dan kötü olanın gelmeyeceği fikri ve insanın adeta Tanrı’nın bir oyuncağı gibi görüldüğü fikri yer alır.

Homeros ve Hesiodos ne derse desin, Zeus’un iyi kötü her şeyin kaynağını belirten bütün sözler bir araya da gelse, onlara aldanmamalı, çünkü Sokrates için Tanrılar yalnızca ama yalnızca iyi olan şeylerin nedenidir. O, bu düşüncesini desteklerken Tanrıya dair üç savunu dile getirir. Bunlardan ilki, belirtildiği gibi O’nun yalnızca iyi şeylerin nedeni olduğudur. İyiliğin ölçütünü erdemlilik olarak koyan Sokrates, ‘’erdeme sahip olan herkes bunu tanrıdan almıştır’’ derken de bu savunmasını desteklemektedir. İnsanları iyi diye nitelendirebilmemize imkan veren şeyin erdem olduğunu söyleyen Sokrates, iyi olanın yararlı ve dolayısıyla erdemin de yararlı olduğunu ifade etmektedir. İkincisi ise, Tanrı’nın mutlaklığı ve değişmezliğinden gelmektedir. O, en iyi ve en güzel varlık olan Tanrı, hiçbir değişime uğramadan öyle kalırlar, bu da onların daima iyi olacağını gösterir. Bir diğer savunusu ise Tanrılar’ın dürüstlüğü ve yalana ihtiyaç duymadığından, hiçbir zaman dolambaçlı sözlere başvurmayacağıdır. Sokrates’e göre bu nedenlerle Tanrı hiçbir kötülüğün sebebi olamayacaktır. Bu anlamda Sokrates’in teodise tartışmalarına temel oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sokrates’in iyi ve kötüyü açıklarken, onları daha çok eğitim ve devlet yönetimi açısından yorumladığı görülür. Ona göre insan iyi eğitim almalı ve ancak böylece insana iyi değerler yüklenmelidir ki, o iyi bir insan olsun ve sonrasında iyi bir devlet yönetiminin öncüsü olsun. İyi insan aynı zamanda iyi devleti, iyi devlet de iyi insanı ortaya çıkaracaktır. İnsana eğitim veren devletin kendisi olduğundan dolayı bu hususta iyilik ve kötülük meselesi önem taşımaktadır. Fakat bakıldığında, tam bir teodise ortaya konulduğunu söylemek de zordur. Çünkü, teodise meselesi dediğimiz Tanrı’nın olan kötülüklere izin vermesi ile O’nun kudreti arasındaki çelişkiyi ne Sokrates ne de Platon açıkça tartışmamaktadır.

Kaynak: SEVGİCAN AKÇA-KÖTÜLÜK PROBLEMİNE İKİ BAKIŞ: AUGUSTİNUS VE SPİNOZA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Temsili Demokrasi Nedir?

Çar Tem 1 , 2020
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramDemokrasi, en genel tanımıyla, kamusal politikaların oluşturulmasını ve uygulanmasını kapsayan yönetme veya siyasal iktidarı kullanma ve denetleme sürecinde vatandaşların etkili olduğu siyasal yönetim biçimini ifade eder. Bu bağlamda, demokrasinin bilinen ilk örneğini, M. […]
temsili-demokrasi

Bu Yazıları da Okumak İsteyebilirsin