Yarı Başkanlık Hükümet Sistemi

Yarı Başkanlık Hükümet Sistemi

Yarı başkanlık sistemi temel niteliklerini hem parlamenter sistemden, hem de başkanlık sisteminden alması dolayısıyla karma bir sistem durumundadır. Yarı başkanlık sistemi kavram olarak ilk kez 1959’da Le Monde’da gazeteci Hubert Beuve-Mery tarafından kullanılmıştır.

Yarı başkanlık sistemi 1958 Fransa Anayasası’na dayanan ve 5. Cumhuriyet uygulamalarına konu olan Fransız
modelidir. Fransa örneğinde sistemin yarı başkanlık olarak nitelendirilmesinin önemli nedenlerinden biri devlet başkanına parlamenter sistemdekinden çok daha fazla yetki verilmesinin yanı sıra devlet başkanına meclisi feshetme ve kabine hakkında güvensizlik önergesi verme ilkesinin tanınmasıdır.




Yarı başkanlık sisteminde yürütme ve yasama güçlerinin uzlaşması ve işbirliği içinde hareket etmeleri beklenmektedir. Yarı başkanlık sistemi parlamenter rejimlerde ortaya çıkabilen yürütmenin istikrarsızlığı karşısında, başkanlık rejimlerindeki yasama ve yürütmenin kilitlenmesi sorununa çözüm arayan bir sistem
olarak ortaya çıkmıştır.

Yarı başkanlık sisteminde devlet başkanı olarak da tanımlanan cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmektedir. Cumhurbaşkanı, yetkilerini meclis içerisinden çıkan hükümetin ile ortak bir şekilde kullanmaktadır. Başka bir ifadeyle devlet başkanının geniş yetkileri vardır ve bu yetkileri hükümet ile paylaşmaktadır. Bununla birlikte devlet başkanının siyasi sorumsuzluğu sürmektedir. Böylece yasama ve yürütme arasında kilitlenmenin önüne geçilmek istenmiştir.

Yarı-başkanlık sisteminde cumhurbaşkanının yetkileri özellikle yürütmenin yasamaya karşı sorumlu kanadına, bakanlar kuruluna karşı arttırılması şeklinde olmaktadır. Örneğin cumhurbaşkanı, gerekli hallerde bakanlar kuruluna başkanlık etme yetkisine sahiptir ve bu durum hükümetin bir parçası olduğunu göstermektedir.

Yarı başkanlık sisteminde devlet başkanı yalnızca dış ilişkiler ve savunma konularında değil, günlük siyasetin yürütülmesi noktasında da oldukça etkilidir. Kararname imzalanması, yasaların yasama organına geri gönderilmesi ve meclisin feshedilmesi gibi araçlarla başbakan ve meclisin hareketlerine yönelik müdahalelerde bulunabilmektedir.

Yarı başkanlık sisteminin uygulandığı ülkenin siyasal ve toplumsal kültürü bakımından hassas noktası, sistemin çift başlılığı öngörmesine rağmen yürütmenin iki kanadı arasında ortaya çıkabilecek tıkanıklığa somut bir çözüm getirmemiş olmasıdır. Bununla birlikte başkanlık sisteminde sert kuvvetler ayrılığına yol açan, tüm yürütmenin devlet başkanı sıfatı ile tek bir kişide toplanması yarı başkanlık sisteminde devlet başkanlığının cumhurbaşkanına, hükümetin başı sıfatının ise başbakana verilmesiyle sorun olmaktan çıkarılmıştır. Ayrıca yarı-başkanlık sisteminde cumhurbaşkanı ve meclis arasında bir çatışma çıkması halinde sisteme esneklik kazandırabilecek güçlü bir fesih yetkisi de bulunmaktadır. Fesihten sonra yapılan seçimlerde mecliste durumun değişmemesi olası da olsa, cumhurbaşkanının meclis çoğunluğuna tabi olmasıyla, sistemin Fransa’daki gibi sorunsuz işleyebilmesi mümkündür.

Yarı başkanlık sistemi esasen parlamenter sistemden kopma ya da sapma bir sistemdir. Çünkü sisteme başkanlık sisteminden bazı unsurlar eklemlenmiştir. Böylece sistem parlamenter olmaktan çıkmakla birlikte başkanlık sistemine de tam olarak girmemektedir. Bu haliyle yarı başkanlık sistemi hem parlamenter sistem hem de başkanlık sisteminin bazı unsurlarını içeren hibrit bir sistem olarak değerlendirilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Mutlak Monarşi ve Meşruti Monarşi

Sal Ağu 11 , 2020
Share on WhatsApp Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn Share on Email Share on TelegramMutlak monarşide kral, hükümdar veya monarklar egemenliğin tek sahibi durumundadır. Bu gücü sınırlandırabilecek başka bir güç mevcut değildir ve yetkilerin tümü de hükümdar tarafından kullanılmaktadır. Mutlak monarşiler, tarihsel açıdan uzun bir geçmişi olan […]
mutlak-monarşi